Ceturk.com sitesinde benimle yapılan bir ropörtaj yayınlandı. Roportajın içeriği aşağıdaki gibidir:

Volkan AKTAŞ kimdir, biraz kendinizden bahseder misiniz?

1976 Mersin doğumlu olup aslen Diyarbakır Ergani’liyim. Lise öğrenimini Mersin Atatürk Endüstri Meslek Lisesi’nde teknik lise bilgisayar bölümünden, üniversite öğrenimini ise Gazi Üniversitesi Bilgisayar Öğretmenliği bölümünden mezun olarak tamamladım. 1999-2003 yılları arasında Şanlıurfa Endüstri Meslek Lisesi’nde bilgisayar öğretmeni olarak görev yapmış olup, 2003 yılından bu yana da Mersin’de görev yapmaktayım. Visual Basic .NET, C# , Asp. NET, VBA, Python dilleri ile aktif olarak uygulamalar geliştirmekteyim.Evliyim. Biri erkek biri de kız olmak üzere iki çocuğum var.

Geçen haftalarda piyasa çıkan VB.NET kitabiniz hakkında bilgi verir misiniz? Hangi kitleye hitaben yazdınız bu kitabi ve bu kitabı yazma fikri nereden geldi?

Bu kitap ile Visual Studio .Net 2010 programı ile birlikte sunulan Visual Basic .NET’in son sürümü olan 10. versiyonu anlatılmıştır. Kitapta Visual Basic .NET’in temel özelliklerinden başlanarak orta seviyelere kadar bir çok özelliği anlatılmıştır. Bu özellikler içerisinde Visual Basic .NET’in daha önceki sürümlerinden gelen özellikler olduğu gibi, 10. sürümü gelen bazı yeni özellikler de vardır. Bu kitabı yazma fikri aslında yayınevinin teklifi ile oldu. Bu kitaptan önce vba konusunda bir kitap yazmıştım. Bu kitabın biraz daha profesyonel kitlelere hitap eden bir kitap olduğu ve daha geniş kitlelere hitap eden bir vb.net kitabı yazıp yazamayacağımı sordular ben de bu teklifi kabul ederek kitabı yazdım.

Kendinizden bahsederken Bilgisayar Öğretmeni olduğunuzu söylediniz, Türkiye’de Bilgisayar öğretmeni olmanın zorunluluklarını anlatır mısınız?

Evet, halen bilgisayar öğretmeni olarak bir okulda görev yapmaktayım. Türkiyede bilgisayar öğretmeni olmak zor gerçekten. Çünkü öncelikle kendi alanımız dışında bir çok işle de uğraşmaktayız. Bir de maalesef bazı işlerin ehemmiyetini bazı kimselere anlatamadığımızdan bazı fikirlerimiz ve projelerimizi gerçekleştiremiyoruz. Bu kısımda daha anlatacak çok şey var ama onları maalesef anlatamıyorum.

Çoğu öğretmen, sabahtan akşama kadar okulda ve öğrencilerle uğraşırlar ve kitap yazmak, makale yazmak ve bilişim sitelerinde insanlara yardımcı olmak gibi faaliyetlere zamanları yetmez; siz bütün bunlara nasıl başarabiliyorsunuz? Zamanınızı nasıl tanzim ediyorsunuz?

Okulda boş bulduğum zamanlarda, evde ise akşamları çocuklarım uyuduktan sonra yapmaya gayret ediyorum. Programcıların zaten en yoğun mesaisi geceleridir. Bazılarının doya doya dinlendiği yarı yıl tatili ve yaz tatili zamanları benim için kendimi geliştirme fırsatı yakaladığım zamanlar oluyor. Bu zaman dilimlerinde ya yeni bir teknoloji öğrenirim ya da yeni bir dil. Bazı şeylerden fedakârlık yapmadan olmuyor bu işler. Zamanı mümkün oldukça planlı yaşamaya gayret ediyorum. Bilgisayar başında oyun, msn vs. gibi şeylerle zaman harcamak yerine makale yazma, proje geliştirme gibi işlerle iştigal ediyorum.

VB.NET in geleceği hakkında düşünceleriniz nelerdir? Bildiğiniz gibi C# bu dilin ününü hayli zedeledi. Vb.net i C# karşısında nasıl savunabiliriz?

Ben bir tek dile bağlı kalan ya da bunu savunan dil fanatiklerinden değilim. Benim görüşüme göre bir programcı birden fazla dil bilerek yapacağı projeye göre dil seçimi yapmalıdır. Örneğin ben veri tabanı, string işlemleri, vba gibi projelerde vb.net i, api, dll, wpf, silverlight gibi uygulamalarda c# ı, internet üzerinden veri çeken uygulamalarda python’u kullanıyorum. Dolayısı ile her dili üstün olduğu noktalarda kullanmak lazım.  VB.NET ile daha hızlı yapabileceğim bir işi C# ile yapmam ya da tam tersi. Ama vb.net bana kullanıcı diline yakın oluşu nedeni ile daha sıcak geliyor. O nedenle dil noktasında ilk tercihim vb.net olmaktadır her zaman.

Özgür yazılım felsefesine bakışınız nedir? Sizin bu alanda herhangi bir katkınız oldu mu?

Gerek kendi blog ve sitemde gerekse yöneticilik yaptığım forum ve sitelerde kendim açık kaynak kodlu projeler paylaşmaya çalıştığım gibi, proje ve programlarını paylaşan kişileri de bu şekilde yönlendirmekteyim. Çünkü bilgi paylaşıldıkça büyür. Şu anda içerisinde olduğum bir AR-GE grubu ile zaman zaman bu tip yazılımları üreterek herkesin istifadesine sunmaktayız.

Yazmakla meşgul olduğunuz başka bir kitap var mı? Varsa hangi konuda olduğundan bahseder misiniz?

Şu an C# kitabı üzerinde çalışmaktayım. Bu kitap Nisan ayı gibi çıkacak inşaAllah. Ayrıca Sayın Günay Kapancıoğlu ile birlikte yazacağımız ve Mayıs ya da Haziran ayı gibi hazır olacak bir “Ağ Sistemleri ve Güvenliği” adlı kitap projemiz var.

Öğretmenlikte, dönem dönem, sene sene sınıflar değişir, taze öğrenciler gelir, ama dersin hocası değişmez ders değişmez konu değişmez. Ayni şeyleri sürekli anlatmaktan sıkılmıyor musunuz? Bunu nasıl aşıyorsunuz?

Öğretmenliğimin ilk yılından beri asla müfredatla sınırlı kalmayıp, bunun yanında gerek öğrettiğimiz program yada dilin en güncel versiyonu ve en son teknolojilerini anlatma yolunu tercih ettim. Ayrıca sınıfta öğrencilerime bitirme projeleri veririm. Öğrencilerimizle beraber dersin yanında bu projeleri de geliştiririz. Bazı öğrencileri seçerek onlarla da ulusal yarışmalara katılmak üzere projeler geliştiriyoruz. Ayrıca okulumuza alanında uzman kişileri çağırıp seminerler ve sertifika programları düzenledik zaman zaman. Bunun yanısıra internet üzerinden Live Meeting programı yardımı ile belli zamanlarda düzenlenen online webinerleri öğrencilerime izlettim. Ayrıca 2 sene boyunca okulumuzda programlama konusunda başarılı olan öğrencileri seçerek hafta sonları ücretsiz kurs verdim. Dolayısı ile derslerimiz dolu dolu geçtiği için sıkılacak zaman olmuyor.

Programlama konusunda Öğrencilerinizde ve internette bu alanda sürekli sorular soran kullanıcılarda gördüğünüz ve en çok düzeltmesini istediğiniz hatalar nelerdir. Daha iyi kod yazmak için ve programlamayı daha iyi öğrenmek için tavsiyeleriniz nelerdir?

Maalesef öğrencilerim pek soru sormuyor. Bana her gün msn, pm, mail yolu ile bir çok soru gelirken derste bazen zorla soru sorduruyorum öğrencilerimin çoğuna. En çok yapılan hatalar yazım hataları. Bu da dikkatsizlikten kaynaklanıyor. Bundan sonra ise mantık hataları geliyor. Programcılık mantığı gelişmeden program yazılmaya girişildiğinde kısa kod satırları ile yazılabilecek programlar için çok uğraşılıyor. Bu nedenle her zaman programlama öğretirken öncelikle öğrencilerin programcılık mantığını geliştirecek örnek uygulamalar yaptırırım. Bazen birkaç satırlık kod birkaç sayfalık koddan daha öğretici olabiliyor.

Blog sitenizden okuduğuma göre, birçok siteye makale yazıyorsunuz.  Bu faaliyetleri ne amaçla yapıyorsunuz?

Cyber-Warrior.org sitesi alanında uzman olan pek çok programcı, web tasarımcı, grafiker, network uzmanı, güvenlik uzmanı ve daha pek çok alanda önde gelen kişileri bir araya getirmiş bir platform. Bizim bu sitedeki temel amacımız Türkiye’nin geleceğine katkıları olacak insanları yetiştirmek. Ayrıca Türkiye aleyhtarı yayınlar, toplum ve kamu vicdanını olumsuz etkileyen durumlar karşısında sanal alemde ortak bir tepki oluşturmak ve herhangi bir menfaat gözetmeksizin kamu kurum ve kuruluşlarının web sitelerine güvenlik desteği sağlamaktır. Bu sitenin yanı sıra diğer sitelerde de bilgilerimi paylaşmak amacı ile makalelerimi yayınlamaktayım.
Gelecekle ilgili planlarınız nelerdir?

Gelecek konusundaki bazı planlarım; kitap yazım işine ağırlık vermek ve web programlama ile mobil programlama konularında kendimi geliştirmek.

Bilişim alanında ve hele sizin gibi Öğretmenlik yapan birilerinin kesinlikle bu alanda iyi veya kötü hatıraları olmuştur. İyisini ya da kötüsünü mü size kalmış ama en çok etkilendiğiniz hadise nedir? Bize anlatır mısınız?

Öğrencilerimle alakalı en çok etkilendiğim hatıram şudur. Bir öğrencim vardı Şanlıurfa’da göre yaparken. Arkadaşları sınıfta uyukladığı için dalga geçerlerdi. Ben de bir gün kendisine kızarak yanıma çağırıp özel olarak görüştüm. Öğrendim ki bu öğrencim babası ihtiyar olduğu için çalışamamakta, ailenin nüfusu da kalabalık olduğu için ailede en büyükleri bu olduğu için gündüz okulda eğitim görmekte, akşamları da bir işyerinde çalışmakta idi. Dolayısı ile bu yorgunluğa dayanamayıp gündüzleri de uyuklamakta idi. Daha sonra bu öğrencimin ayağı da kırıldı ve ailede çalışan kimse kalmadı. Sınıfça evlerine ziyarete gittik ve ailenin içler acısı durumunu orada bizzat gördüm. Çok sevdiğim bu öğrencimin bu durumu beni çok etkilemiştir ve hiç unutamam.

Ropörtaj: Jamshid Hashimi

Etiketler : Ropörtaj
Kategoriler : Diğer Konular
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Bir sitede rastgeldiğim ve hoşuma giden programcı özdeyişlerini burada paylaşmak isterim:

“JavaScript, The Good Parts” kitabının yazarı Douglas Crockford:

Bir şeyin standart olması, onu her uygulamada kullanacaksınız anlamına gelmiyor. (XML gibi.)

Ruby geliştiricisi Yukihiro Matsumoto:

Açık kodlu proje, köpek balığına benzer. Hareket etmelidir, yoksa ölür!

ObjectWatch yöneticisi Roger Sessions:

İyi bir BT mimarisi çoğunlukla anlaşmazlıkların anlaşmasıdır. İyisi ve kötüsü de anlaşmazlık içerir fakat kötü mimariler, nasıl olacağına dair anlaşmadan mahrumdur.

Büyük adam, Donal Knuth:

Her şeyi optimize ederseniz, hep mutsuz olacaksınız.

Phil Karlton:

Bilgisayar biliminde sadece iki zor şey var: ön belleği geçersiz hâle getirmek (cache invalidation) ve bir şeylere isim vermek.

Kaynak: http://bulutlararasi.com/249/programci-ozdeyisleri/

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Diğer Konular
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Miraç Kandili
Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur. Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:

“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)



Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır:

“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18.)

 

Miraçla gelen hediyeler

Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz.” Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.

İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor.

Mü'minler merak ediyorlar. “Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık” derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir.

Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.
Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir.

Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. “Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.

Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere, “Sen paşa oldun” dense ne kadar sevinir.

Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar. Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir. Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir.

Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31. Söz eserinden faydalanılarak hazırlanmıştır.

Kaynak : Mübarek Gün ve Geceler, Nesil Yayınları

Mehmet Paksu

 

Miracınızı tebrik ve Miraç Sahibinin (a.s.m.) sünnet-i seniyesine sizi ve bizi tam muvaffak eylemesine rahmet-i İlahiyeden niyaz ediyorum. Cenab-ı Hak, bizler ve Alem-i İslam için hayırlara vesile eylesin.

Etiketler : Mirac
Kategoriler : Diğer Konular
Yorumlar : 2 Yorum Yorum Yaz

01-05 Temmuz Günleri arasında İstanbul Tuzla Teknik Okullarında Milli Eğitim Bakanlığı'nca düzenlenen C# kursuna katıldım. Çok verimli bir kurs oldu. Gerek arkadaşlık ortamı gerekse çalışma ortamı olarak da güzel zamanlar geçirdim. Başta hocamız Aziz Bektaş'a ve kurs katılımcısı olan diğer arkadaşlara teşekkür ediyorum. Şevkle, öğrenme isteği ile dolu olan bilgisayar öğretmenleri görmek güzel bir duygu oldu.

Tuzla C# Kursu

Diğer resimleri ve kurs katılımcı listesini

http://rapidshare.com/files/251350681/kurs.rar

linkinden indirebilirsiniz.

Etiketler : C#
Kategoriler : Diğer Konular
Yorumlar : 2 Yorum Yorum Yaz

Leyle-i Regaib'iniz mübarek olsun.

Sen Receb-i Şerif’in ilk gecesinden gâfil olma ki, melekler o geceye Regaib gecesi demişlerdir...

Regâib, Arapça bir kelime olup “kendisine rağbet edilen, arzulanan, talep edilen şey” manalarını taşır. Bu geceye “Regâib” ismini melekler vermiştir.

Regaib, ihsanlar, ikramlar manasına da gelmektedir. Receb ayının ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Fakat bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetlenmektedir. 

Regaip Gecesinde bir rivayete göre; Peygamber Efendimiz (asm), muhterem validelerinin rahmine teşrif etmişlerdir. 

Başka bir rivayete göre de, Peygamber Efendimiz, ilk defa, Regâib gecesi, Cenab-ı Hakk’ın Tecelli-i Ef’al’inin (fiillerinin tecellisi) nuruna müstağrak (gark olmak) olmuştur. Hak Teala Hazretlerine şükür için on iki rekât namaz kılmıştır.   

Cenab-ı Hak, bu gecede, müminlere, ragibetler (ihsanlar, ikramlar) yapar. Bu geceye hürmet edenler Allah’ın affına mazhar olurlar.

Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Sen Receb-i Şerif’in ilk gecesinden gâfil olma ki, melekler o geceye Regaib gecesi demişlerdir. Zira o gece, gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz, hepsi Kâbe-i Muazzama ve etrafında toplanırlar. Onların bu toplanmalarına muttali’ olan Allah-u Teala, onlara hitaben: “Ey meleklerim dilediğinizi benden isteyiniz” buyurur. Onlar; “ Ya Rabbi, dilediğimiz Receb ayında oruç tutanlara mağfiret etmendir” diyerek istediklerini Cenab-ı Hakk’a arz ederler. Allah-u Tealâ: “Ben Receb ayında oruç tutanlara mağfiret ettim “ buyurur. (Gunyetü’t Talibin)

“Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Şaban’ın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.” (İbn-i Asakir)

Receb-i Şerîf girdiği zaman Nebiyy-i Ekrem -sallAllahu aleyhi ve sellem-:

Receb Ayında Okunacak Dua

"Ey Rabbim! Bize Receb'i ve Şa'ban'ı mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaşdır" (19) diye duâ ederlerdi.

(19) İbn Hanbel, Müsned, 1/259.


Regâib gecesi nasıl değerlendirilmelidir?


Kaynak : Regâib nedir? Regâib gecesinin önemi nedir?

Etiketler : Regaib
Kategoriler : Diğer Konular
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Kursda çektiğimiz pek çok resimden bir kaç tanesini ekliyorum. Daha fazlasını isteyen benimle bizzat irtibata geçebilir.

Etiketler : Web Güvenliği
Kategoriler : Diğer Konular
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

09.01.2009 tarihi itibari ile Bilişim Suçlarına Karşı Mücadele Derneği'nin Mersin Temsilcisi olarak görevlendirildim. İl temsilcisinin görevleri aşağıdaki gibidir:

*Görev sınırları içinde çalışmalara ve derneğe katılacak ekibi kurma;

* İstenildiğinde her türlü proje için tüm kurum ve kuruluşlarla irtibata geçebilme;

* Dernek üyelerini seçme/eleme yapmada kişisel fikirlerini beyan etme

* Dernek üyeleri ile yönetim arasında bağ kurma

* Seminer, Konferans veya eğitim gibi organizasyonlarda yardımcı olma ya da olacak ekibi temin etme

* Derneğin o ilde gelişimi için proje üretme ve yürütme

* Derneğin tanıtımı için yerel medya ile iletişim kurma ve takip etme

 

Allah'ın izni ve yardımı ile verilen görevi yerine getirmeye çalışacağım.

Etiketler : Web Güvenliği
Kategoriler : Diğer Konular
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Günlerdir bunu düşünüyorum. Sessiz kalmak, duyarsız kalmak en azından insani değerlerimize yakışmaz. Bu noktada bir blog sahibi olarak ilk yapmamız gerekenin deniz feneri, ihh, kimse yokmu dernekleri gibi yardım derneklerine bloglarımızdan destek vermek olmalı diye düşünüyorum.

Bu derneklerin bannerlarını bloglarımızda yayınlayabiliriz.

Kimse yokmu derneği için:

http://www.kimseyokmu.org.tr/Pages.aspx?pagesID=472

adresinden aşağıdaki gibi bir banner'ı ekleyebilirsiniz.

Kodu:

 

Deniz feneri derneği için ise

aşağıdaki gibi bir banner'ı

Kodu:

İnsani yardım vakfı için:

http://ihh.org.tr/Bannerlarimiz.165.0.html?&L=0

adresinden aşağıdaki gibi bir banner'ı

Kodu:

Kodlar deneri derneği hariç diğer sitelerde zaten verdiğim linklerde mevcut. Ben kodlar görünsün diye resim dosyası şeklinde ekledim.

Bunlar bir blog sahibi olarak yapabileceklerimiz arkadaşlar. Bunun dışında ise yukarıdaki derneklere bağış yapma yolu ile filistin halkına destek olabiliriz.

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Diğer Konular
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Uzun bir aradan sonra sitenin yapısı ile de biraz ilgilendim ve siteye yorum eklentisini de kodladım. Artık makalelere yorumlar yazıp konular ile ilgili yorumlarınızı ya da anlaşılmayan noktaları yazabileceksiniz. Hayırlı olsun İnşaAllah.

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Diğer Konular
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

Ölçümbilim (metroloji) bazılarının bildiği gibi bir şeyi nasıl doğru biliriz üzerine kurulu koca bir bilim dalı. Ölçüm çok önemli çünkü ölçemediğiniz şey üzerinde net fikir yürütemiyorsunuz. Net fikir yürütemediğiniz şey hakkında da karar alamıyorsunuz.

Yazılım projeleri de bundan muaf değil. Eğer bir yazılım projenizin nasıl gittiğini sorarlarsa ve iyi derseniz arkasından size neden bu yanıtı verdin diye sorabilirler. Bunun bir ölçümü olması gerekli. Elbette ki nihai ölçüm memnun müşterilerdir ama acaba aynı memnun müşterileri elde etmenin daha iyi bir yolu olamaz mı? İşte sayısal değerleri kullanarak proje yönetmek yada projelerin giderek daha iyi yürümesi için süreç iyileştirme yapmak gibi amaçlarınız olunca siz de eliniz mahkum bir şeyleri ölçmek durumundasınız.

Bu açıdan bakınca yazılım ölçümünü (İng. software metrics) bir yazılımın yada yazılım projesinin ölçebildiğimiz herhangi bir özelliği olarak tanımlayabiliriz. Örneğin ben yazılımcıların stres seviyesini ölçmek istesem - ki bu aslında uyku seviyesi, kandaki adrenalin, kan basıncı, nabız gibi tıbbi ölçümlerden çıkartabilecek bir şey - buna da "yumurta kapı indeksi" desem bu da bir ölçüm olacaktır.

Tabii yumurta kapı indeksini almak ne fayda sağlayacak sorusu ortaya çıkacak. Demek ki, bir ölçüm ancak bir şeye yararlı olacaksa alınmalı. Yani neyi ölçeceğimi düşünmekten önce neden ölçeceğimi düşünmek gerekli. Eğer yumurta kapı indeksine dayanarak bir karar alacaksak ve bu projeye yararlı bir işe yarayacaksa o zaman yumurta kapı indeksini ölçmek anlamlıdır.

Peki insanlar ne gibi şeyleri ölçmeyi anlamlı bulmuşlar? İlk akla gelen ölçümler şu türde ölçümler

  • Yazılan satır sayısı bir projenin büyüklüğü için geçerli bir ölçüm. Elbette bunu elma ile armutu karşılaştırmadan yapmak gerekli. Çünkü özellikle bileşen tabanlı çalışılan araçlarda, bir bileşenin nasıl kullanılacağını belirlemek, onun çevresi ile olan etkileşimini ayarlamak gibi işlemler çok fazla satır üretmese dahi çok fazla zaman alabiliyor. Bu nedenle bir Python projesinin satır sayısı ile bir diğer Python projesini karşılaştırmak anlamlı. Benzeri biçimde bir iş yazılımı bir diğer iş yazılımı, bir gömülü yazılım da bir başka gömülü yazılım ile karşılaştırılabilir. Bu ön kabulü yapmadan, satır sayısı (line of code - LOC) ölçümünü temel alan diğer ölçümleri tartışmak anlamını yitiriyor.
  • Satır sayısından sonra en çok tartışılan ama en çok referans alınan ikinci ölçüm de kodun karmaşıklığı üzerine. Kodun karmaşıklığı (İng. cyclomatic complexity) o kodun bakımının ne kadar zor olduğunu ortaya koyduğu için önemli. Karmaşıklığı yüksek kod parçalarını tespit edip daha sonra bunları daha anlaşılır ve daha kolay bakım yapılır kodlarla değiştirmek de önemli. Bu karmaşıklık oldukça karmaşık bir matematiksel teknik ile hesaplanıyor. Ancak bize çok basit bir sonuç veriyor. Bir kod parçasını test etmek için biribirinden bağımsız en az kaç test durumu (İng. test case) yazmamız gerektiğini bu karmaşıklık ölçümünden öğrenebiliriz. Elbette hiç bir ölçüm bize bu testlerin hangileri olduğunu söylemez yada iki testin bağımlılığını nasıl saptayacağımızı belirtmez. Ama en azından bir sayıyı elde etmiş oluruz.
  • Satır sayısından elde ettiğimiz bir diğer türetilmiş ölçüm de her bin satır (KLOC) başına düşen hata (bug) sayısıdır. Örneğin 100 KLOC uzunluğunda ve her KLOC başına tespit edilen 1.2 hata düşen bir projede 120 tane hata olduğunu anlamış oluruz. Burada önemli bir şey de bu sayının bir yerden sonra kestirilebilir olduğudur. Örneğin 80 KLOC uzunluğu için 1.2 hata bölü KLOC metriğini elde etmiş isek, ve projenin 120 KLOC'a büyüyeceğini de (başka bir şekilde) tahmin ediyorsak, o zaman geri kalan zamanda 120 - 96 = 24 tane daha hata olacağını tahmin edebiliriz. Bu da bizi bir anlamda hazır kılar.
  • Hazır hata demişken. Bir hata tespit edildiğinde onu düzeltmenin ne kadar zaman aldığı da önemli bir ölçüm olabilir. Buradaki zaman harcanan zaman değil, hatanın tespitinden kapatıldığının test edilerek onaylandığı zamana kadar geçen süreyi kast ediyoruz. Yani belki bir hatayı düzeltmek için yapılan iş 1 saat almıştır ama o 1 saatin gelmesi için 2 ay beklenmiş olabilir. Bu durumda hata 2 ay açık kaldığına göre, ortalama çıkartılırken de bu 2 ay göze alınmalıdır. Bu tür bir ölçümün o hatadan etkilenen insan sayısı, hatanın önemi gibi sayılarla çarpılarak ağırlıklandırılmış biçimde kullanılması da mümkün olabilir. Ama benim gördüğüm hata takip sistemleri düz zaman ortalamasını veriyor.
  • Hatanın kapatıldığının onaylanması demişken test sözcüğünü kullandım. Madem test yapıyoruz, acaba testler toplam geliştirme zamanının ne kadarını alıyor? Bunu ölçebilir miyiz? Örneğin bir sistemin entegrasyon ve kabul testlerini işletmek 12 saat alıyorsa ve bu süre pek de inecek gibi değilse o zaman bizim için günlük inşa almak anlamlı olmaz. Çünkü işin felsefesi gereği günlük inşa, her gün alınır ve kabul testinden geçer. O zaman haftalık inşa almaya karar verebiliriz. Bakın bir ölçümü kullanarak bir karar verdik.
Böyle bir çok ölçüm üretmek mümkün.

Benim için önemli bir ölçüm de ölçüm yapmanın maliyeti ile ölçüm yaparak kazanılanların oranı. Eğer bu oran 1'den küçükse, maliyetin, faydadan az olduğunu görüyoruz. Bu da ölçüm yaparak kazanç elde ettiğimizi gösteriyor. Eğer bu oran 1'den büyükse, bu sefer acaba ölçüm yapmasak ne olurdu sorusunu sormak mümkün.

Hemen kısaca özgür yazılımlara değinecek olursak durum nedir? Sourceforge gibi siteler, aslında özgür yazılım projelerine çeşitli ölçüm becerileri veriyorlar. Ancak bu becerilerin ne derece kullanıldığından emin değilim. Apache projeleri gibi daha sağlam yürütülen projelerde ise ölçüm alınması ve değerlendirilmesi rutin bir iş. Yani bir heterojenlik söz konusu. Öte yandan ticari yazılım projelerine baktığımız zaman da kapalı kapılar ardında kimin ne derece ölçüm yaptığı da tartışılır.

Kaynak: Bora Güngören

Etiketler : Etiket Yok
Kategoriler : Diğer Konular
Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
Arama
  Ara
Takvim
<September 2010>
SMTWTFS
2930311234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293012
3456789
Tag Bulutu